DEVRE MÜLK VE DEVRE TATİL SÖZLEŞMELERİ

Ülkemizde son yıllarda çok popüler olan sektörlerden biri de devre mülk ve devre tatil sektörüdür. Özellikle kötü niyetli satıcılar için ciddi bir gelir kapısı haline gelen ve mevzuattaki bir takım karışıklıklar ile vatandaşın haklarını yeterince aramaması nedeniyle bu sektör bir kısım insanlara haksız kazanç sağladığı gibi geniş bir halk kesimini de mağdur etmektedir.
Devre mülk hakkı 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanununun Devre Mülk Hakkı başlıklı 8. bölümünde düzenlenen hak kapsamaktadır. Devre Tatil Sözleşmesi ise 6502 sayılı Tüketiciyi koruma kanununun 50. Maddesinde düzenlenen, 1 yıldan uzun süre için kurulan ve tüketiciye bu süre zarfında birden fazla dönem için bir veya daha fazla sayıda gecelik konaklama imkânı veren sözleşmeleri ifade eder.

Ancak yeni yönetmelikle devre mülk, dönem mülk, paylı mülkiyet, hisseli gayrimenkul satışı ve benzeri isimler altında yapılan ve tapu tesciline konu edilen satışlara ilişkin sözleşmeler, bir yıldan uzun süre için kurulması ve tüketiciye bu süre zarfında birden fazla dönem için bir veya daha fazla sayıda gecelik konaklama imkânı tanıması halinde devre tatil sözleşmesi olarak kabul edilir düzenlemesi getirilmiştir.

Şirketlerin bu tür sözleşmeleri nasıl tanımladığının fazla önemi olmamakla beraber, genellikle satın alan vatandaşın cayma hakkını kullanmaması, henüz kullanıma sunulmayan işletmenin tüm ödemeleri tahsil etmesine rağmen tatil hakkını kullandırmaması, kullanıma sunulmadan aidat talebi vb bir çok haksız kazancı söz konusu olabilmektedir.

GEÇERSİZLİK NEDENLERİ :

Devre tatil sözleşmelerinin düzenlendiği kanun maddeleri kapsamında bu tür sözleşmelerde alıcı-tüketiciye tanınan hakların bilinmemesi nedeniyle, tüketici hakkını arayamamakta ve dava açmamaktadır. Bu da kötü niyetli satıcılar için ayrı bir gelir kapısının açılmasına sebebiyet vermektedir.

Yapılan sözleşmeler genellikle geçersiz olduğundan yani kanun ve yönetmeliklere uygun yapılmadığından, bu tür sözleşmelerden dolayı mahkemeye müracaat ederek kanunun tanıdığı hakkın kullanılması gerekmektedir.

TAPU DEVRİ :

TMK.’nın 706, TBK.’nun 237, Tapu Kanunu’nun 26. ve Noterlik Kanunu’nun 60. maddeleri gereğince resmi şekilde yapılmayan taşınmaz satışları geçersizdir. Bu tür bir satıştan dolayı ödenen parayı dava açarak geri alabilirsiniz.

“Davacı, devre mülk satış sözleşmesinin iptali ve ödediği bedelin iadesi istemiyle eldeki davayı açmıştır. Mahkemece, davacının feshe ilişkin usulüne uygun talebinin 6502 sayılı yasanın ilgili maddesine uygun şekilde ondört günlük süre içerisinde yapıldığı gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir. Oysa ki taraflar arasında imzalanan devre mülk satış sözleşmesinin “sözleşmenin konusu” başlıklı 2. maddesinde ‘İş bu sözleşmenin konusu …’ne ait … İli … İlçesi … Orman Mevkii … pafta …. ada …. parsellerin 7/3650 hissesinin satışı, satış bedeli, teslimi, site aidatı, resim, harç ve vergilerin ödeme koşulları ile ilgili alıcı ve satıcı arasındaki karşılıklı taahhütleri kapsar.’ şeklinde ifade edilen hükümle taraflar arasında devre mülk satış sözleşmesi yapıldığı ve söz konusu sözleşmenin resmi şekil şartına tabi olduğu ve taraflar arasında imzalanan sözleşmenin resmi şekilde yapılmadığından geçersiz sözleşmeye dayalı olarak tarafların verdiklerini iade edecekleri gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olması nedeniyle hükmün bozulmasına bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden kararın düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir. (YARGITAY 13.Hukuk Dairesi Esas: 2017/ 9073Karar: 2018 / 1126 Karar Tarihi: 01.02.2018 )

DEVRE TATİL KULLANIMI :

Tapuyu devraldığınız halde tesisten yararlanmamışsanız yine cayma hakkını kullanabilirsini.z Devre tatil hakkı ancak kullanıma başlanması halinde Bu tip satışlar, tecrübe ve muayene koşullu satışlardan olduğundan cayma hakkı, ancak hizmetin ifasından sonra, başka bir ifade ile tatil hakkı kullanıldıktan sonra işlemeye başlayacak olduğundan bu süre içinde sözleşme askıdadır.

“Karar Tarihi: 20.09.2018 Somut olaya bakacak olursak; dava konusu yapılan taşınmazın bulunduğu yerin inşaatlarına başlanmadığı, yapı kullanım izin belgesi olmadığı ve fiilen teslimi gerçekleşmediği anlaşıldığından davacı/tüketicinin sözleşmeden dönme hakkı olduğu ve satıcı/davalının yükümlülüklerini yerine getirmediği de değerlendirilerek 6502 sayılı Yasanın 50/9. maddesi gerekçe gösterilerek davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, az yukarıda belirtilen hatalı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir. (YARGITAY 13.Hukuk Dairesi Esas: 2018/ 4341 Karar: 2018 / 8182)

CAYMA SÜRESİ :

6502 sayılı Tüketiciyi koruma kanununun 50/6  maddesi gereği, Tüketici, on dört gün içinde herhangi bir gerekçe göstermeksizin ve cezai şart ödemeksizin sözleşmeden cayma hakkına sahiptir. Devre mülk hakkı veren sözleşmeler hariç olmak üzere, cayma süresi dolmadan satıcı veya sağlayıcı, tüketiciden herhangi bir isim altında ödeme yapmasını veya tüketiciyi borç altına sokan herhangi bir belge vermesini isteyemez.

CAYMA SÜRESİNİN ON DÖRT GÜNLÜK SÜRE İLE BAĞLI OLMADIĞI HALLER :

Satıcı veya sağlayıcının ön bilgilendirme formunu vermemiş olması, ön bilgilendirme formunu yönetmeliğe uygun şekilde düzenlememiş olması, sözleşmenin şekli ve içeriğini yönetmeliğin 6.maddesine uygun düzenlenmemesi ve cayma formunun tüketiciye verilmemiş olduğu hallerde tüketici cayma hakkını kullanmak için on dört günlük süreyle bağlı değildir. Bu süre her halükarda cayma süresinin bittiği tarihten itibaren bir yıl sonra sona erecektir.

GÖREVLİ MAHKEME :

Devre Mülk ve Devre Tatil Sözleşmelerinden Kaynaklanan Uyuşmazlıklarda Görevli Mahkeme Tüketici Mahkemesidir.

YETKİLİ MAHKEME :

Tüketici kanuni düzenlemeler gereğince davasını genel yetkili mahkeme olan davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesinde açabileceği gibi, özel yetkili mahkeme olan kendi yerleşim yeri mahkemesinde de açabilecektir. Ancak devre mülk sözleşmelerinden çıkan uyuşmazlıklarda tapu devri yapılmış ise, bu durumda kesin yetki kuralı söz konusu olacaktır. HMK’ nun 12/1 maddesine göre; Taşınmaz üzerindeki ayni hakka ilişkin veya ayni hak sahipliğinde değişikliğe yol açabilecek davalar ile taşınmazın zilyetliğine yahut alıkoyma hakkına ilişkin davalarda, taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkilidir

AKLINIZA TAKILAN SORULARI SORABİLİRSİNİZ

Thanks for sending Email!

Processing...