MİRAS DAVALARI​

MİRAS DAVALARI

Miras, “Bir kişinin kendinden sonra gelen mirasçılarına bıraktıkları ya da birine, ölen bir yakınından kalan mal mülk, para veya servet, tereke” olarak tanımlanır. Hukuki olarak miras;  bir kişinin ölümü üzerine mirasçılarına geçen özel hukuk ilişkilerinin tümünü ifade etmektedir. 

Miras ile ilgili bir çok dava açılabilir. Biz burada ana hatları ile miras davalarından bahsedeceğiz.

VERASET İLAMI :

Kişinin ölümünden sonra mirasçılarının kalan malvarlığı üzerinde herhangi bir tasarrufta bulunabilmesi için alınması zorunlu olan, mirasçıların paylarını gösteren belgedir. Eskiden sadece mahkemelerin verdiği bu belge artık noterden de alınabilmektedir.

MİRASIN REDDİ :

Mirasçılar için ortaya çıkan ilk sorun mirasın reddidir. Ölen kişinin borcunun bıraktığı maldan fazla olması halinde, mirasçıların bu borçtan sorumlu tutulmamaları için bu mirası reddetmeleri gerekmektedir. Mirasın reddi, Medeni Kanun 605-618. maddeleri arasında düzenlenmiştir. Yasal mirasçılar iki şekilde “reddi miras” talebinde bulunabilirler:

MİRASIN GERÇEK REDDİ :

MK m.609’a göre ayırt etme gücüne sahip ve ergin olan mirasçıların yazılı veya sözlü olarak mirası reddettikleri yönündeki kayıtsız ve şartsız beyanlarını Miras bırakanın son yerleşim yeri Sulh Hukuk Mahkemesine bildirmeleri ile miras reddedilir. Mirasın reddi için kanunda üç aylık hak düşürücü süre öngörülmüştür. Buna göre miras bırakanın ölümünden veya mirasçının mirasçı olduğunu öğrenmesinden itibaren üç aylık süre içinde mirasın reddi talebinde bulunması gerekir.

MİRASIN HÜKMEN REDDİ :

Vasiyetnamenin iptali davası, vasiyetnamenin iptal edilmesinde menfaati bulunan mirasçılar veya vasiyet alacaklısı tarafından açılabilir.  Vasiyetnamenin iptali davası, lehine vasiyet yapılanlara karşı açılır. Vasiyetnamenin iptali davası, davacının tasarrufu, iptal sebebini ve kendisinin hak sahibi olduğunu öğrendiği tarihten başlayarak 1 yıl ve her halde vasiyetnamelerde açılma tarihinin, diğer tasarruflarda mirasın geçmesi tarihinin üzerinden, iyi niyetli davalılara karşı on yıl, iyi niyetli olmayan davalılara karşı yirmi yıl içinde, miras bırakanın son yerleşim yeri Asliye Hukuk Mahkemesinde açılabilir.

ORTAKLIĞIN GİDERİLMESİ :

Ölen kişinin malvarlığının mirasçılar tarafından paylaşılamaması halinde Sulh Hukuk Mahkemesine müracaat edilerek, bu malların miras payları oranında paylaştırılması talep edilebilir. Eski adıyla izale-i şüyu ve yeni adıyla ortaklığın giderilmesi davaları, paylı (müşterek) ya da elbirliği (iştirak halinde) ile mülkiyete konu olan taşınmaz veya taşınır mallarda paydaşlar/ortaklar arasında mevcut birlikte mülkiyet ilişkisini sona erdirip ferdi mülkiyete geçmeyi sağlayan iki taraflı bir dava türüdür. Bu dava için belli bir süre öngörülmemiştir.

TASARRUFUN İPTALİ VE MURİS MUVAZAASI

Muris muvazaası; miras bırakanın mirasçılarının tamamından veya bir kısmından mallarını kaçırması suretiyle gerçekleşen ve yalnızca dava yolu ile ileri sürülebilen bir fiildir. Zira muris muvazaasında; mirasçı, terekeye dahil olacak malvarlığını mirasçıların tamamı yada bir kısmı aleyhine olacak şekilde mirasçısına yada üçüncü bir kişiye kişiye devretmek istemektedir. Muris, mirasçılarını mirastan yoksun bırakmak gayesi ile aslında bağışlama olan arzusunu tapuda satış olarak göstermektedir.

Bu haliyle muris muvazaasının varlığından bahsedileceğinden mirasçıların haklarının korunması amacıyla muris muvazaasına dayalı olarak tapu iptali ve tescili davası açılması gerekmektedir. Mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeniyle geçersizliğinin tespitini ve tapu kaydının iptalini isteyebilirler. Burada bahsi geçen mirasçıların saklı paylı olup olmamaları önemli değildir. Mirasçı sıfatını taşıyan her kimse bu davayı açabilecektir.

Özellikle kırsal bölgelerde kız çocuklarını mirastan mahrum etmek amacıyla muris erkek çocuğu ile anlaşarak gerçekte bağışlamak istediği malvarlığını, kötü niyetle satış göstermek suretiyle devir işlemi gerçekleştirmektedir. Bunun yanında eşin ölümü veya boşanma sebebiyle yeniden evlenen erkek, önceki eşinden olma çocuklarını sonraki eşin etkisiyle mirastan mahrum etmek amacıyla sonraki çocuklara gerçekte bağışlamak istediği malvarlığını satış göstermek suretiyle onlara intikal ettirmektedir. Bu türlü muvazaalı tasarruflar karşısında gerek kız çocuklarını erkek çocuklarla eşit miras hakkına kavuşturmak ve gerekse murisin çocukları arasında eşitliği sağlamak amacıyla muvazaa hukuksal nedenine dayanarak dava açabilme hakkına sahiptirler. Bu dava herhangi zamanaşımı süresine bağlı değildir.

AKLINIZA TAKILAN SORULARI SORABİLİRSİNİZ

Thanks for sending Email!

Processing...